Doğal seçme, evrimde tesadüf gibi konuları felsefi bir dille anlatan 313 sayfalık güzel bir eser.
Müzik, doğa bilimleri ve sosyal bilimler alanlarıyla haşır neşir, blog yazmayı, yazı üretmeyi seven, Radyo, Tv, Sinema öğrencisinin sitesi.
Bu Blogda Ara
evrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Mayıs 2018 Çarşamba
30 Mart 2018 Cuma
Tez-Araştırma: Düşünce nasıl evrimleşti?
Evrim ağacının harika bir makalesi, dört sayfalık kısa bir özet şeklinde olsa da çok güzel bir cevap niteliği taşıyor. Hizmetinizdedir.
6 Şubat 2018 Salı
TARİH NOTLARI: Başlangıç
Bundan 13.7 milyar yıl önce, evren bugün olduğu şeklini alırken, tarih te başlıyordu. 4,6 milyar yıl önce Güneş sistemi ve Dünyamız ortaya çıktı. Birkaç milyar yıl içinde Dünya kendini dengeledi ve bugünkü şeklini aldı. İlk canlılar boy göstermeye başladı. Milyarlarca yıl, canlı yaşamın hayata tutunabilmesi ve gelişmesi ile geçti. Milyarlı geçmişimizden, milyonlu geçmişimize gelindiğinde, dünyada artık gelişmiş yaşam biçimleri vardı. Bitkiler, sürüngenler, memeliler ve diğer canlı türleri, dünyadaki yaşamı paylaşıyorlardı. Zamanımıza daha da yaklaştığımızda, bundan 7 milyon yıl önce, insan olmaya aday türlkerin evrimleştiğini görüyoruz. Sonunda, insana varacak olan bu evrim, Afrika kıtasında ortaya çıkmıştır. Afrika kıtasında, 7 milyon yıl sürecek bu serüvenle doğa ile uyum eleğinden geçebilen maymunsu atalarımızdan bugünkü insana varan gelişme oluştu.
HOMİNİD
Evrim sürecinde, insana benzer niteliklere ulaşan ilk canlılara "hominid" (İnsansı) diyoruz. Bu büyük atalarımızı diğer canlılardan ayıran üç özellik vardır: Pelvis(Leğen Kemiği) onların dik durmasını sağlayacak şekilde gelişmiştir. El paşparmağı (oppozisyon) durumuna evrilerek, elin iş yapmasını sağlayacak duruma gelmiştir. Beynin koruyucu olan kafatası boşluğu 800 cc den fazla büyümüştür.
Dik durabilen atalarımızın elleri özgürleşti. Alet yapabilir niteliği kazanmışlardı, becerileri gittikçe arttı. El becerisi arttıkça buna paralel olarak beyin gelişti. Bugün, insan organları ile beynin merkezleri arasındaki ilişkiyi görebiliyoruz. Beyin merkezleri içinde göreceli olarak en büyük yeri başparmak becerileri kaplamaktadır. Büyük atalarımız kendi çabaları ile ayağa kalkmışlardır. Bu kalkış, Pelvis değiştirip, beyin geliştirmiştir. Ayakta ellerini hürleştiren atalarımızın başparmağı gelişmiş, bu da beyni tekrar geliştirmiştir. İnsan soyu kendi beyinsel evrimini beceri kazanıp, değer yaratarak emeği ile geliştirmiştir. Yani insanın geldiği durum kendi çabasının eseridir. İleride bütün tarih boyunca görülecek olan da budur. İnsan ne ett ise kendi etmiş, ettiğini bulmuştur. Evrimleşen beyin sonunda "Kortekse" (Cortex, Latince, Kabuk) kavuşmuştur.. Kortekste 10 milyardan fazla hücre bulunur. Bunlar birbirine "Akson" ve "Dendrit" denilen çok sayıda uzatıyla değişik şekilde bağlanmışlardır. "Synaps" denen birbirinden farklı bağlantılar, milyarlarca farklı kişilik ve yeteneği ortaya çıkartır. İnsan soyu kendi çabaları sonucu, beyin ön (Frontal) bölge loblarının gelişmesini sağlamıştır. Bu kısım sadece insan soyuna özgü bir gelişmenin sonucudur.
İnsan evrimleşmesinde, ağıur ağır, kültür ortaya çıkmış ve gelişimin bir etkeni olmaya başlamıştır. Önceleri ufak, önemsiz sayılabilecek olan kültür etkisi, zaman geçtikçe, önemli bir etken haline gelmiştir. Ancak, günümüzde bile doğanın etkisi (iklim, yer hareketleri, uzaydaki gelişmeler..) önemini korumaktadır.
Bundan, iki buçuk milyon yıl önce, Afrika'da İnsan olmaya aday atalarımız yaşamaya başlamışlardı. İçlerinde bize en fazla benzeyeni Homo Ergasterlerdi. Homo ergasterlerde insan olabilmenin filizleri ortaya çıkmıştır. Konuşuyorlardı, konuşarak haberleşebiliyorlardı, hiyerarşik bir örgütlenmeye sahiptiler.
Bütün canlılar içinde, engelişmiş soğutma sistemi onlardaydı. Tüysüz vücutları ve terleme sistemleri, onları sıcak karşısında avantajlı hale getiriyordu. Beyinleri Modern insan beyninin 2/3 ü kadardı, ana bu bile büyük bir beyindi. Kararmış bir buluttan yağmur yağacağı, kırlangıçların göçünden mevsimin değişeceği sonucunu çıkarabiliyorlardı. Teknolojide de gelişmişlerdi. O güne kadar yapılan en gelişmiş taş baltaları yaptılar. Daha sonra, belli tarzda yapılmış olan bu taş baltalar, onların izini sürmemizde çok yardımcı olacaktı. Büyük beyinleri enerji tüketimlerini arttırmıştı. Artan enerji ihtiyacı zaten menülerinde olan eti, ana yiyecekleri haline getirdi. Ateşin bulunması ile pişirilen etin beynin daha da gelişmesine olanak sağlayacağı açıktır. Yerleşik hayatları yoktu, av peşinde dolanıyorlardı. Fakat çok güçlü bir kavramı geliştirdiler, dostluk bağı. Bu güçlü bağ sayesinde ileride,
bu bağı ergasterden miras alan Homo Sapiens (modern insan) devletler kuracaklardır.
Homo ergaster, yeteri kadar fazla çoğaldığında, doğa koşullarının değişmesi sonucu kalabalıklaştığı topraklardan yani Afrika'dan göç etmeye başladı. Afrika'yı terk ederek dünyaya yayıldı. Nil boyunca kuzeye doğru çıktı. Bir kısmı Nil'i takip ederek, Kuzey Afrika'ya, Orta Doğu'ya yayıldı. Bir kısmı Aden körfezinden o zamanlarda Afrika'ya bitişik olan Arap yarımadasına geçti. Bunlar kıyı kıyı giderek Hindistan'a Çin'e ulaştılar. Uzun yol kat eden, Homo ergastere, bu niteliğinden dolayı Homo erektus denilmeye başlandı. Çin ve dolaylarına varan Homo erektus, atalarının Afrika'da bulduğu taş baltayı kullanmayı burada terk etti. Çin'de ve Java'da Bambu ağacından yapılmış silah ve eşyanın kullanımına geçti. Beslenme alışkanlıklarını da böyle değiştirdi. Artık, böcek yiyor ve Asya'da bol bulunan gıdaları tercih ediyordu. Homo erektusun beyni, elindeki imkanları kullanması ve alışkanlıklarını değiştirebilmesi için yeteri kadar işlevseldi. Çevre koşulları değişmedikçe, dış zorlamalar olmadıkça, gelişme duruyor, bunun yerini durağanlık alıyordu. Homo ergasterin taş baltayı bulmasından bir milyon yıl sonra, Afrika'da Homo erektus hala atalarının baltasını kullanıyordu.. Teknolojisi değişmemişti. Yeni bir icat olmamıştı, hep aynı taş balta vardı. Derken beynin çalışmasını ateşleyecek, yeni bir şey oldu. Homo erektus ateşi buldu. Ateşin kullanılabilir hale gelmesi, ateşin kontrol altına alınıp hizmete sunulması, hayatları değiştirdi. Yaşam tarzı ve düşünme şekli değişti. Ehlileştirilebilen güç, evrime güç kattı.
KAYNAK: Çeşitli ansiklopediler, ing wikipedia ve Anadolu Merkezli Dünya Tarihi serisi
NOT: Yazım yanlışları çok fazla vardı elimden geldiğince düzeltmeye çalıştım, hatamız varsa affola :) keyifli okumalar dilerim.
14 Aralık 2017 Perşembe
Din ile bilim - Bertrand Russell Pdf
17 sayfalık Bertrand Russell imzası taşıyan bir yazı. Bu çatışmanın kökeninden Kopernik devrimine, evrimden, cincilik ile tıp başlığına, ruh ile gövde ilişkisinden belirlenimcilik ve daha sonra mistisizme, evrensel olarak amaçtan bilim ile ahlak ilişkisine değinen bir Russell eseri.
11 Haziran 2017 Pazar
Paleontoloji, Arkeoloji ve Tarih belirlemede kullanılan bazı yöntemler..
Türkçesi Fosilbilim olarak çevrilebilen paleontoloji, geçmişe yönelik fosil kalıntılarını inceler. Mesleki olarak bunu yapan kişiye de Paleontolog adı verilir. Örnek olarak büyük dinozor ya da omurgalı fosillerini veri olarak kullanıp tarihi şekillendirmek ve prehistorik çalışmalar yapmak şeklinde özetlenebilir. Bu hayvanların her ne kadar kemikleri ortadan kalkmış olsa da çeşitli izleri günümüze kadar ulaşır ve anlatacağım bazı yöntemler ile bunun ne kadar süre önce yaşadığını ortaya çıkartabiliriz. Bazı mineraller uzun süre dayanabilir ve bize fayda sağlar.
Arkeopteriks(archaeopteryx) fosili. Kuşumsu bir dinozor. Uçamayan tüylü dinozor ve kuşlar arasında bir geçiş türüdür. 1861 yılında Bavyera bölgesinde bulundu ve 150 ile 160 milyon yıl önce yaşadığı tahmin ediliyor. İsmi itibariyle ´´Eski Kanat´´ anlamına gelmektedir.
BAZI ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ
Dendrokronoloji: Bu yöntemle ağaç gibi nesnelere yaş verebiliriz. Ağaçlar çeşitli iklimsel değişiklerden etkilenirler ancak bilim insanları ahşap nesneler üzerindeki inceleyerek yaklaşık 6500 ila 7000 öncesine kadar olan olayları tarihlendirmeyi amaçlar.
Potasyum Argon, Rubidyum Stronsiyum vs. gibi yöntemler: Genelde hominidler üzerinde uygulanır. Argon gazındaki potasyum miktarının kalıntılara bağlı olarak hesaplanmasıdır, bunun diğer değişik isimli fakat aşağı yukarı aynı yöntemle elde edilen hesapları da mevcuttur. Burada önemli olan bu tarz minerallerin dönüşüm süreçleridir.
Karbon 14: C12 ve C14 canlı yapısında bulunan karbon izotoplarıdır. Canlı öldükten sonra C12 aynı yapısını korur fakat C14 azalmaya başlar bunun sonucunda ikisinin birbirine oranı hesaplanıp canlının ne zaman öldüğü belirlenebilir. Buna radyokarbon yöntemi de denilebilir.
Termolüminesans Yöntemi: Madde radyasyona maruz kaldığı zaman elektronlar atomu terk eder ve kristalin içine hapsolurlar. Maddeyi ısıttığımız zaman elektronların kurtulmalarına yol açar ve iyonlarla birleşerek ışık vermeye başlar. Buna ısıya bağlı ışıma adını veriyoruz. Bu yöntemle kayaların, taşların yapısını ölçeriz ayrıca insanın da bir eşyayı ne kadar önce kullandığına bağlı fikir elde edebiliriz.
Bu saydıklarım arkeometrik yöntemlere örnektir.
Arkeoloji
Kazıbilim olarak çevirebileceğimiz, insanların geçmişte bıraktıkları fiziksel izleri ve kullandıkları nesneleri araştıran bilim dalı. Böylece kaşifi oldukları nesnelerden de yola ççıkarak o dönemde yaşamış olan bazı insan ve insansı canlıların bilgilerine ulaşabiliriz.
Burada gördüğümüz aletler Fransa'nın Les Combarelles mağarasında bulunmuştur ve MÖ 10.000 yılına tarihlendirilmiştir.
KALINTILARA BAĞLI OLARAK TARİH YAPMAK
Tipoloji: Bazı kalıntıları sınıflandırma yöntemine giderek birbiriyle olan ilişkilerini bulmaya çalışırız. Ve belirli bir sistem üzerinden hareket ederek tarih oluşturabiliriz. Aydınlanma çağında etkili olmuş ve günümüzde de hala kullanılmakta olan bir sistemdir.
Tarihsel Dökümanlar: Tarihçiler için geçmiş hakkında bilgi veren tüm dökümanlar büyük önem taşımaktadır. Yazının bulunmasından sonra önem kazanmıştır taş, kaya, el yazmaları vs. gibi dökümanlar bize tarih yapmada yardımcı olur. Örnek olarak 1215 yılında İngiliz kralı John'un imzaladığı Magna Carta örnek verilebilir.
Magna Carta, Kral John un yetkilerini kısıtlayan tarihsel açıdan çok önemli bir belgedir. 1215 yılında Kral John imzaladığı bir antlaşmadır.
Haritaların Rolü: Atalarımızın haritanın ait olduğu dönemlerde Dünyamızı nasıl gördüğü önemli bir noktadır. Bilinen ilk haritalar İÖ 2500 yıllarında Babil'de ortaya çıkmıştır. Kil tablet üzerine çizilmiş olan haritadan örneğin Babil medeniyetinin 360 derecelik açı sistemi kullandıklarını tespit edebiliriz. Daha sonraları bu etki Mısır ve Yunan medeniyetlerinde de görülmektedir. Ortaçağ ve sonrasında haritaların gelişmeye başladığını görebiliyoruz.
Bir Osmanlı amirali olan Piri Reis'in 1513 tarihli haritası. Buradan anlaşıldığı kadarıyla Güney Amerika sonrası kapalıdır, yazılı bölümün ise harita olmadığı tespit edilmiştir. Piri Reis'in sadece kıyılar hakkında elle tutulur bir bilgiye sahip olduğunu ve gitmediği halde ele geçirilen esirler yoluyla haritayı tamamladığı görülüyor.
Takvimler: Eskiçağ'da yaşamış olan bazı insan toplulukları kendi yöntemlerine, astronomik gözlemlerine ve inançlarına göre takvimler yaptılar. Bu takvimler elbette farklılık gösterir ve bulundukları toplum yapısına kadar bize bilgiler verebilir. Roma, Aztek ve Maya gibi toplumlar buna örnek oluşturabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Grossdeutschland(Großdeutschland) Tümeni Türkçe anlamıyla Büyük Almanya Tümeni. 1939'da aktif olarak piyade alayı olarak göreve ...
-
Camus eserlerinin bir çoğunu sizlerle buluşturuyoruz. Dünya'nın sayılı roman yazarlarından birini anlamak için harika eserlerden b...
-
Prof. Dr. Hüseyin Gazi Topdemir ve Prof. Dr. Yavuz Unat'ın hazırlamış olduğu Bilimin zamanın bir ucundan diğer ucuna nasıl gelişmel...












